Yaşam Kalitemizi Belirleyen İki Küçük Kelime

Bilmiyorum Erkan Yolaç’ın efsanevi “evet/hayır” yarışmasını ne kadar bilir veya hatırlarsınız.

Önce kuralları söyler.

İki dakika içinde evet/hayır sözcüğünü kullanmayacaksınız.

Sorulara evet/hayır diye cevap vermeyeceksiniz.

Verdiğiniz cevabı tekrar etmeyeceksiniz.

Sorulara makul ve mantıklı cevap verirken sözle cevap vereceksiniz, başınızı emme basma tulumba gibi sallayarak cevap vermeyeceksiniz.

Sonra “Duydunuz zilin sesini” der ve yarışmacılara çeşitli sorular sorarak onlara evet veya hayır dedirtmeye çalışır. Erkan Yolaç ile sahneye yarışmaya çıkan herkes bu bilinçle inanılmaz bir şekilde tartarak ve düşünerek evet/hayırlarına dikkat eder. Öyle hemen atlayıp herşeye bir anda cevap vermemeye çalışırlar.

İşin enteresan tarafı söz konusu yarışma değil de kendi hayatımız olduğunda nedense aynı dikkat, bilinç ve özeni göstermeyiz. Günün sonunda yaşam kalitemizi belirleyen evet ve hayırlarımızı sonuçlarını pek düşünmeden kullanırız.

Kimi zaman sonucunu iyi düşünüp tartmadığımız için, kimi zaman başkaları benimle ilgili ne düşünür endişesiyle, kimi zaman da farklı nedenlerdeki korkularımız yüzünden cesaretimizi toplayamadığımız için gerçekte evet demek istediğimiz şeylere hayır, hayır demek istediğimiz şeylere de evet deriz.

Peki bunun sonuçlarının farkında mıyız?

Mesela bazı hayırlarımız:

  • Kendimizi hayatın telaşına kaptırıp eşimizle haftada bir gece de olsa başbaşa özel zamana hayır dediğimizde, ilişkimizin kırılgan hale gelmesine evet deriz
  • Çok istediğimiz halde bu yaştan sonra olmaz, ya başarılı olamazsam veya el alem ne der diye düşünüp bizi heyecanlandıran yeni işler, hobiler ve projelere hayır dediğimizde, iç huzursuzluk, tatminsizlik ve sonrasında pişmanlığa evet deriz
  • Egzersize ve dengeli beslenmeye hayır dediğimizde, hastalıklara evet deriz
  • Ve en önemlisi süper kadın ve süper anne olma içgüdümüzle kendimize zaman ayırmaya hayır derken, yorgunluğa, gerginlik ve strese evet deriz

Peki ya evetlerimiz:

  • Zaten başımızı kaşıyacak zamanımız yokken önümüze gelen her yemek, davet, doğumgünü, aktivite, proje teklifine aman ayıp olur diye evet derken, kendimize, eşimize ve çocuğumuza ayıracağımız zamana hayır deriz
  • İçtiğimiz sigaraya evet derken, sağlığımıza hayır deriz
  • Olmayan paralarımızı harcamaya evet derken, birikim yapmaya ve hayatımızı güvence altına almaya hayır deriz
  • Çocuğumuza bağırmaya veya isimler takmaya evet dediğimiz zaman, aramızdaki sevginin gelişmesine hayır deriz
  • Çocuğumuzun uzun süreler TV, bilgisayar, ipad kullanmasına evet dediğimiz zaman, sağlıklı beyin gelişimine hayır deriz
  • Herşeyde takıntı halinde mükemmel olmaya çalışmaya evet dediğimiz zaman, huzur ve mutluluğumuza hayır deriz
  • Negatif veya bizi sürekli eleştiren insanlarla görüşmeye evet dediğimiz sürece, pozitif enerjiye hayır deriz

İsterseniz sabaha kadar örnekleri çoğaltabilirim ama özünde anlatmak istediğim şu:

Bize mutluluk getirecek evetlere cesaretle “evet”, mutsuzluk getirecek hayırlara da cesaretle “hayır” demeye başladığımız noktada yaşam kalitemiz ve annelikten aldığımız tat ciddi bir şekilde artmaya başlar.

Bundan sonra bir de hayatınızı Erkan Yolaç’ın “evet/hayır” yarışmasındaymışsınız gibi yaşamayı deneyin.

Mümkün olan her fırsatta şöyle bir durup, evetlere ve hayırlara düşünmeden atlamak yerine hayatınızdaki önceliklerinizi ve kişisel değerlerinizi kendinize hatırlatıp günlük seçimlerinizi öyle yapın.

Biliyorum bu hiç de kolay bir iş değil, hele hele söz konusu insanlara hayır demek olunca.

Bunu ben de yaşadım yıllarca ve zaman zaman hala yaşıyorum. Ama şunu fark ettim ki ben başkalarının benden beklentilerini ve gerçekçi olmayan taleplerini istemediğim halde karşılamaya evet dediğim sürece, kendimin değil onların hayatını yaşıyor oluyorum.

O zaman da aklıma Bon Jovi’nin “It’s my life / Bu benim hayatım” şarkısı geliyor.

It’s my life, it’s now or never

I ain’t gonna live forever

I just wanna live while I am alive

Bu benim hayatım, ya şimdi ya da hiçbir zaman

Sonsuza kadar yaşamayacağım

Tek istediğim hayatta olduğum sürece hayatımı tam anlamıyla yaşamak

Bu sözler kulağıma küpedir, hep aklımda tutarım. Benim için inanılmaz bir cesaret ve motivasyon kaynağıdır. Bu şarkıyı dinledim mi genelde gözlerim dolar, kalbim çarpmaya başlar, ardından aklımı başıma toplar ve evet/hayırlarımı cesaretle şöyle bir gözden geçiririm.

Başta zor gelse de, başkalarının değil kendi öncelikleriniz ve kişisel değerlerinize göre kullanmaya başladığınız evet ve hayırlarınızla, zamanla yaşam kalitenizdeki farkı ve stres seviyenizin nasıl azaldığını hayretle göreceksiniz.

Eminim sizin de şu an hayatınızda sizde stres yaratan, gerçekten hayır demek istediğiniz halde evet dediğiniz veya evet demek istediğiniz halde hayır dediğiniz durumlar vardır.

Lütfen bunları düşünün, cesaretinizi toplayın ve yapmanız gereken ne ise harekete geçin.

Duydunuz zilin sesini!

Sevgilerimle

Ahu

Close