Kalıcı Kilo Vermek İstiyorsanız Her Sene Yaptığınız Hatayı Bu Sene Yapmayın

Her sene bahar gelir, üzerimizdeki palto, kazak katmanları azalmaya ve “kilo”, “diyet”, “spor” kelimeleri kulaktan kulağa fısıldanmaya başlar.

Hepimiz yaza daha fit ve hafif girmeyi isteriz, aslında işin doğrusu bikini ve mayolarımızın içinde kendimizi iyi hissetmek isteriz.

Fakat birçoğumuz için bu dönemsel kilo verme çalışmaları genelde hüsranla sonuçlanır.

Ya en iyi niyetimizle başlayıp, birkaç hafta içinde pes ederiz ya da hedeflediğimiz bir miktar kiloyu veririz ama yaz biter bitmez aynen, hatta belki de fazlasıyla geri alırız.

Peki neden?

Yani gerçekten bir şeyi bu kadar isterken, bu kadar kararlılıkla başlarken ve kilo vermek için yapmamız gereken malum sağlıklı beslenme prensiplerini neredeyse bir kitap yazacak kadar iyi bilirken, ne oluyor da istediğimiz sonucu elde edemiyoruz?

Sebebi şu;

Çünkü beslenme alışkanlıklarımızın arkasındaki duygusal sebepler konusunda net değiliz.

Yani ideal kilomuza ulaşmak için NE yememiz gerektiğini aslında gayet iyi biliyoruz ama vücudumuzun ihtiyacından fazla kiloda olmasına sebep olan gıdaları NEDEN bu kadar çok tükettiğimizi pek de iyi bilmiyoruz.

Kalıcı olarak ideal kilomuza ulaşmak ve bunu korumak için bana göre öncelikle ne yeyip yemeyeceğimize odaklanmaktan çok, neden bu kadar gereğinden fazla yediğimizin nedenlerini netleştirip, bunları çözümlemek daha önemli.

Bu bakış açısı ile sıkıcı ve birçok zaman sağlığımızı tehdit eden diyetler ile geçici 3-5 kilo vermenin ötesinde, hayatımızda sağlıklı bir beslenme düzeni ile kalıcı sonuçlar yaratmak mümkün (kilo vermenize engel olacak özel bir sağlık sorunu olmadığı sürece elbette).

Peki neden gereğinden fazla bu kadar sık ve çok yiyoruz?

Üstelik bu fazladan yediğimiz şeyler de ıspanak ve kereviz değil? Muzur, malum hepimizin bayıldığı, yedikten sonra da pişman olduğu gıdalar.

Bunun cevabı, bir çoğumuzun içinde bulunduğu ama net göremediği kısır döngünün içinde saklı.

Yiyoruz çünkü hayatımızın bizde stres yaratan, zevk vermeyen ve zorlandığımız alanlarında, bize anlık zevk verecek bir araca ihtiyacımız oluyor.

İlişkimizdeki boşluğu yiyerek dolduruyoruz.

Kariyerimizdeki tatminsizliği, yemek yiyerek tatmin ediyoruz.

Hayatımızdaki eğlence, macera, yenilik eksikliğini, yiyerek tamamlıyoruz.

Kendimizdeki özgüven eksikliğini, yine yiyerek tamamlamaya çalışıyoruz.

Belki yalnız hissediyoruz, sosyal hayatımız bizi tatmin etmiyor, nereden tatmin alıyoruz; yemekten.

Finansal olarak hissettiğimiz eksiklikleri yine yiyerek doldurmaya çalışıyoruz.

Yani özetle hayatımızdaki duygusal anlamda hissettiğimiz eksiklikleri ihtiyacımız dışında fazladan yiyerek doldurmaya çalışıyoruz ve kilo alıyoruz.

Kilo aldıkça kendimizi daha da kötü hissetmeye başlıyoruz, moraller gitgide bozuluyor, farketmeden hayatımızda olmasını istediğimiz güzel şeyleri kısmen de de olsa erteleme başlıyoruz.

Şu kiloyu bir vereyim, dans kursuna öyle başlayacağım.

Şu kiloyu bir vereyim, iş başvurularını o zaman yapacağım.

Şu kiloyu bir vereyim, eşimle özel romatik zamanlar yaratacağım.

Şu kiloyu bir vereyim, o çok beğendiğim etek ve topukluları giyeceğim.

Şu kiloyu bir vereyim, tatile o zaman gideceğim.

Şu kiloyu bir vereyim, sigarayı da o zaman bırakacağım.

Şu kiloyu bir vereyim, işte o zaman kendimi daha özgüvenli, daha çekici, daha başarılı hissedeceğim.

Şu kiloyu bir vereyim, ………… şeklinde sonsuz devam ediyor.

Peki hayatı ertelemeye başlayınca ne oluyor, iyice sıkılıyoruz, bunalıyoruz, tatminsizliğimiz artıyor, stres oluyoruz.

Peki bunlar olunca ne oluyordu hatırlıyorsanız?

Evet, aynen öyle, bu boşlukları doldurmak için yedikçe yemeye devam ediyoruz ve içinden bir süre sonra çıkmakta gerçekten zorlandığımız bir kısır döngünün içinde hapsoluyoruz.

Çözüm?

Önce hayatımızın büyük resmine bakmak.

Hayatınızda boşluğunu, eksikliğini ve tatminsizliğini hissettiğiniz neler var?

Hayatınızda neleri erteliyorsunuz?

  • Kendiniz için sırf keyif ve eğlence olsun diye en son ne zaman bir şey yaptınız? Hobileriniz ne durumda?
  • Eşinizle en feminen halinizle en son ne zaman romantik zaman geçirdiniz?
  • İşinizde ne kadar mutlusunuz? Belki çalışmıyor ama üretip para kazanmak istiyorsunuz? Belki bambaşka bir alanda çalışmak istiyorsunuz? Belki bir süre çalışmaya ara verip dinlenmeye veya başka alanlara yönelmeye ihtiyacınız var.
  • Çocuğunuzla günlük hayat sorumlulukları dışında ne kadar eğleniyorsunuz? İlişkinizin çoğu hadiler, yap ve yapmalardan mı oluşuyor?
  • Rutin dışı, yeni yerler, yeni aktiviteler ne sıklıkta hayatınızda var?
  • Finansal olarak kendinizi ne kadar güvende hissediyorsunuz?
  • Eviniz size ne kadar keyif veriyor? Eve girdiğinizde oh “evim güzel evim” diyebiliyor musunuz?
  • Hayatınızdaki diğer insanlarla, aileniz, iş ve özel arkadaşlarınızla ilişkileriniz nasıl?
  • Kendinizi ne kadar seviyorsunuz? Olduğunuz halinizle ne kadar beğeniyorsunuz? Kendinize ne kadar iyi bakıyorsunuz? Ne kadar güveniyorsunuz?

Belki de kendinize sormak istemediğiniz ama sormanız gerektiğini bildiğiniz daha pek çok soru var…

Bu şekilde hayatınızın büyük resmine dürüstçe ve cesaretle baktığınızda, bir veya daha fazla alanda daha tatmin ve mutlu olma ihtiyacında olduğunuzu farkedebilirsiniz.

İşte kilo almanıza veya kilo verememenize sebep olan boşluklar da büyük ihtimalle bu alanlardaki boşluklar.

Bu boşlukları yemek yemek dışında sizi tatmin edecek daha sağlıklı şekillerde doldurmaya başladığınız zaman, ihtiyacınızdan fazla yeme ihtiyacınız da azalıyor olacak.

Hayatınızda daha fazla eğlence, neşe, keyif olduğu zaman, gereksiz anlarda yemek yemek daha az aklınıza gelecek. Daha hareket halinde olacaksınız.

Evet belki 1 haftada 4 kilo vermeyeceksiniz (zaten uzmanlar bunu sağlıklı bulmuyor) ama belki makul sağlıklı bir beslenme düzeni ve biraz ekstra hareket ile çaktırmadan, katı diyetlere hapsolmadan, keyifli bir şekilde 1 ayda 2 kilo vereceksiniz. 1 ayda 2 kilo, eder 5 ayda 10 kilo, ama kalıcı, sağlıklı ve keyifli bir şekilde.

Hem de arada sırada size keyif veren muzur şeyleri yerken de suçluluk hissetmeden keyfini çıkartarak yiyebiliyor olacaksınız.

Belki daha geç vereceksiniz kiloyu ama arada kendinizi bu şekilde de tatmin ediyor olduğunuz için uzun vadede tutarlılığınızı korumanız daha kolay olacak, birkaç hafta sonra pes etmeyeceksiniz.

Ne acelemiz var ki zaten? Kime neyi ispatlayacağız?

Bu yaklaşımın en güzel tarafı şu:

Birçoğumuz kilo verme hayalleri kurarken, aslında, kilo verdikten sonra sanki otomatik olarak hayatımızın bizi mutsuz eden diğer yönlerinin de düzeleceğini umuyoruz.

Ama disiplin ve diyetlerle kiloları vermeyi başarsak bile bir bakıyoruz ki hayatımız aslında aynı, değişmemiş, daha önceden üzerini örttüğümüz tatminsizlikler hala orada duruyor. Ve bu hayal kırıklığı ile tekrar yemeye başlıyoruz.

Yukarıda anlattığım yaklaşımla işi kökünden hallettiğiniz için sonuçların kalıcı olma ihtimali çok daha yüksek. Yani aynı anda hem hayatınızı iyileştiriyor, hem de ideal kilonuza doğru ilerliyor oluyorsunuz. Hem de kendinizi çok sevdiğiniz bazı yemeklerden de tamamen mahrum bırakmadan, belli bir denge içinde.

Uzun lafın kısası:

Kalıcı kilo vermek istiyorsanız her sene yaptığınız hatayı bu sene yapmayın, yani direkt ilk duyduğunuz diyet listesinin üzerine atlamayın derim ben.

Öncelikle hayatınızın büyük resmine bakın ve boşluk, eksik hissettiğiniz alanları tespit edin. Bunu yapmadan zayıflamaya çalışmak, iç kanamayı yara bandı yapıştırarak durdurmaya çalışmak gibi bir şey.

İdealinizdeki hayatı yaşamaya başlamak için ideal kilonuza gelmeyi beklemeyin.

Siz mevcut kilonuzda bugün idealinizdeki hayatı yaratmak için çaba sarfetmeye ve duygusal boşlukları sizi mutlu edecek şekilde doldurmaya başlayın, bakın nasıl yavaş yavaş, sağlam adımlarla, keyifle, kalıcı şekilde ideal kilonuza ulaşıyorsunuz ve onu koruyorsunuz?

Bu arada elbette tüm bunları yaparken, sonuçların hüsran olduğu sağlıksız katı diyetler yerine, bir beslenme uzmanı ile kişisel ihtiyaçlarınıza göre sizi tatmin edecek, dengeli, sağlıklı bir beslenme planı yapıp takip etmenin de çok faydası olabilir.

Sizi son olarak inanılmaz basit ama inanılmaz etkili bir koçluk egzersizi ile bırakmak istiyorum:

Kilo verdiğim zaman ………….. yapacağım / gideceğim / giyeceğim / olacağım / hissedeceğim.

Adım 1- Lütfen bir kağıt ve kalem alın, yukarıdaki cümledeki boşluğu aklınıza gelen kelimelerle doldurarak bir liste oluşturun.

Adım 2 – Bu listeden sizin için yapması en kolay olacak veya yaptığınızda hayat kalitenizde önemli bir fark yaratacak bir madde seçin ve onu kilo vermeyi beklemeden hemen bugün, bu hafta hayata geçirmeye başlayın.

Örneğin, kilo verdiğim zaman daha özgüvenli hissedeceğim diye yazdıysanız, hemen bugün ve bu hafta size kendinizi daha özgüvenli hissetmeye doğru ne adımlar atabilirsiniz bunu düşünün. Mesela asansörde hiç tanımadığınız bir yabancıya selam verme pratiği olabilir bu.

Veya hemen bugün, bu hafta kendinizi daha çekici hissetmek için saçlarınızı ve tırnaklarınızı yaptırmak, nefis renkli bir bahar ojesi sürmek olabilir.

Siz bu minik adımları tutarlı bir şekilde atmaya devam ettikçe, çaktırmadan bir süre sonra kartopu etkisi ile bu minik şeyler hayatınızda büyük farklar yaratıyor olacaktır.

Adım 3 – Her hafta listeden yeni bir şey seçin ve onunla ilgili harekete geçin.

Hayatımızın başlaması için kilo vermeyi beklersek daha çok bekleriz.

Zaman kıymetli, su gibi akıp gidiyor, geçen zaman geri gelmiyor.

Sonradan "keşke" dememek için en güzeli bugün harekete geçmek.

Keşke demişken aklıma geldi, Bu 5 Pişmanlığı Yaşamamak İçin Hala Şansınız Var yazımı okumadıysanız tam zamanı.

Orada tekrar görüşmek üzere.

Sevgilerimle

Ahu

Close