Ebeveynliği Kolaylaştıran İki Sihirli Kelime

Hodding Carter’in biz ebeveynler için yön gösterici harika bir sözü var:

Çocuklarımıza vermemiz gereken 2 şey vardır: Kökler ve Kanatlar.

Çocukların duygusal gelişim ihtiyaçları çok geniş bir konu olmakla beraber, dönüp dolaşıp hep 3 temel duygusal ihtiyaca geliyoruz:

1 – Aitlik duygusu yani ilgi, sevgi, kendini değerli hissetme, insanlarla bağlantı halinde olma, katkıda bulunma duygusu

2 – Bağımsızlık duygusu yani kendi hayatı üzerinde kontrol sahibi olma, kendi seçimlerini yapabilme duygusu

3 – Yetkinlik duygusu yani beceriklilik, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen, ayakları üzerinde durabilen bir birey olabilme duygusu”

İşte “kökler” deyince benim aklıma buradaki birinci ihtiyaç yani, aitlik duygusu, ilgi, sevgi gibi duygular geliyor:

  • Çocuğumuzla kaliteli zaman geçirmek. (not: kaliteli kelimesini duymaktan bıktıysanız ve bu kelime artık sizi sinirlendirir hale geldiyse lütfen “Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmek düşündüğünüzden çok daha kolay” yazımı okuyun, sizi rahatlatacaktır)
  • Çocuğumuzla konuşurken gözlerine bakmak, onun sözünü kesmeden sabırla dinlemek.
  • Onun kişiliğini tanımak, gözlemlemek ve saygı duymak.
  • Duygularını bastırmak yerine, onu tüm duygularıyla kabul etmek ve sevmek.
  • Sorduğu milyonlarca soruya sabırla, geçiştirmeden cevap vermek.
  • Bize ihtiyacı olduğunda onun yanında olmak, destek olmak.
  • Aile içinde önemli ve değerli bir birey olduğunu hissetmesi.
  • Ona bağırdığımız, kırıcı bir söz söylediğimizde ondan özür dileyip telafi etmek.
  • Ve en önemlisi onu koşulsuz sevmek, onu olduğu gibi kabul etmek ve onun bunu çok net bilmesi.

Kanatlar” deyince de ikinci ve üçüncü ihtiyaçlar yani bağımsızlık ve yetkinlik duygularını düşünüyorum:

  • Kendi kendine uyuma, yemek yeme, giyinme, odasını toplama, ödevlerini yapma ve daha bir çok konuda becerilerini geliştirip kendi işini görebilecek duruma gelmesi için destek vermek.
  • Hata yapmasına, hayal kırıklığı yaşamasına makul sınırlar çerçevesinde müsade etmek.
  • Yeni şeyler denemesini ve makul riskler almasını teşvik etmek.
  • Zor durumda kaldığını gördüğümüzde hemen onun adına çözüm üretmeyip, onun kendi çözümlerini üretmesine fırsat vermek.
  • Mümkün olduğunca çok kendi kişiliğine ve tercihlerine uygun seçimler yapmasına müsade etmek.
  • Onun iyi yaptığı ve çaba sarfettiği anları yakalayıp takdir etmek (abartmadan elbette), özgüveninin gelişimini desteklemek ve elbette daha şu an aklıma gelmeyen birçok örnek.

Bu iki yönden de desteklenerek büyüyen çocuklar, temel ihtiyaçlarının karşılanıyor olmasının verdiği tatmin ile genelde daha uyumlu, daha az inatlaşan, daha özgüvenli, daha mutlu bireyler olarak yetişiyorlar.

Bazen elbette istemeden bu denge bozulabiliyor.

Kökler sağlam olsun derken kanatları ihmal ediyoruz, aşırı korumacı ve bağımlı bir ilişki ortaya çıkabiliyor.

Kanatları olsun derken de çok yüksek beklentiler ile ilişkimizi ve kökleri zedeleyebiliyoruz.

Ebeveynlik de bana göre bunun cambazlığı aslında. İlginin, desteğin, sınırların, bağımsızlığın dengesini korumak ki, hem kökler hem de kanatlar sağlıklı gelişsin.

Tüm bunların farkında olmanın en büyük avantajı, çocuğumuzla aramızda ilişkinin zorlaştığı anlarda neyin ucunu kaçırdığımızı ve ihmal ettiğimizi tespit edip, ona göre bunu telafi edecek adımları atabilmenin daha kolay olması.

Mesela kökleri kuvvetlendirmek adına beraber geçirilen özel zamanlara öncelik mi vermek gerekiyor?

Yoksa kanatları mı biraz kırılmış, acaba kişisel becerilerini arttırmak için kendi işlerini yapmasına daha mı çok fırsat vermek, daha çok konuda kendi kişiliğine ve tercihlerine uygun seçimler yapmasına fırsat mı tanımak gerekiyor?

Belki de her ikisi birden.

Aslında çocuklarla aramızda sorun çıkmasını beklemeden, onların uyumsuz davranışlarla bize bazı sinyaller vermelerini beklemeden biz bu kök ve kanat olayının temellerini sağlam tutmak üzere düzenli olarak, günlük olarak çaba sarfedersek, zaten sorunların çok büyük bir bölümünü engelleyebiliriz. Sorun yaşadığımız daha az bir bölümle başa çıkmak daha kolay oluyor.

Hani hep diyorum ya en sevdiğim sözlerden biri “Çatının tamiri mümkün olduğunca hava güneşliyken yapılmalı” sözüdür.

Yani sorunların oluşmasını beklemeden mümkün olduğunca ebeveynliğimizde girişken olup, sonradan çocuğumuzla aramızda stres yaratacak birçok sorunu önceden engellemek, ebeveynliği kolaylaştırmak mümkün, işte bu kökler ve kanatlar bakış açısı da bu konuda biz ebeveynlere çok güzel hatırlatıcı iki sihirli kelime.

Sevgilerimle

Ahu

Close