Çocuklarınızın Sizi Hangi Duygularla Hatırlamasını İstiyorsunuz?

Benim bir ciciannem var.

Dedemlerin Küçükyalı’dan komşusuymuş. Annem ve babam çalıştığı için, 40 günlük bebeklikten 5 yaşına kadar haftada 5 gün sabah 7, akşam 7 bana ciciannem baktı. Ailem beni sabah 7′de onun evine bırakıp, akşam 7′de alırlardı.

Sonra 5 yaşında yuvaya başladım, bana bakmayı bıraktı ama ilişkimiz ve sevgi bağımız aynı sıcaklığı ve kuvvetiyle devam etti.

Ben büyüdüm, okudum, çalışmaya başladım, evlendim, yurtdışında yaşadım, çocuklarım oldu, ilişkimiz hiç kopmadı.

Çocuklarım da onu tanıdı, onların da ciciannesi oldu, bayramlarda ellerini öptüler, harçlıklarını aldılar, son gittiğimizde meşhur pandispanya tarifinin sırlarını verdi onlara, hemen evde denemelere başladılar. Adı “cicianne pandispanyası” oldu.

Ciciannem 85 yaşında hayata gözlerini yumdu. Sürpriz olmadı, bekleniyordu. Neyse ki hastaneye kaldırılmadan bir önceki hafta Cenk ve çocuklar ile ziyarete gitmiştik yine evine, hatta pandispanya tarifini anlatırken videosunu çekmiştim. Hani bazen insan der ya “iyi ki yapmışım“, şimdi diyorum ki “iyi ki gitmişiz“.

Ciciannemin ardından çok ilginçtir ki kalbimdeki duygu üzüntü veya burukluk değil, inanılmaz sıcacık bir sevgi ve müteşekkirlik duygusu oldu.

Bana verdiği o sıcacık 5 yıl için müteşekkirlik ve sonrasında hep kalan inanılmaz sıcaklık duygusu, tarif etmem mümkün değil o duyguyu, kokusu hala burnumda.

Neden diye düşündüm? Neden böyle hissediyorum?

Ciciannem son derece disiplinli ve sistemliydi beni yetiştirirken, hep derdi ki “bir çocuğun yemek saati, uyku saati belli olmalı, bir düzeni olmalı, ne o şimdiki çocukları görüyorum öyle ayakta zın zın gece yarılarına kadar”.

Beni hiç şımartmadı, her istediğimi yapmadı, pahalı oyuncaklar almadı, bütün gün kucağında taşımadı, oturup eğitici oyunlar oynamadı, emzirmedi, kan bağımız da yok ama nasıl oldu da beni böylesine güçlü duygularla kendine bağlamayı başardı, o saygı ve sevgi duygusunu nasıl bu kadar derinden bana hissettirdi son dönemde hep bunu düşündüm durdum.

Ciciannem beni koşulsuz sevdi, beni çocukluklarımla ve hatalarımla sevdi, bana bir kere bile “seni seviyorum” demedi ama davranışlarıyla sevgisini tarif edemeyeceğim kadar çok hissetirdi.

Yeri geldi kızdığı oldu ama hiçbir yanlışımda benden sevgisini çekmedi, küsmedi, kırıcı şeyler söylemedi, vurmadı, belki arada sesini yükseltti ama beni korkutacak şekilde hiç bağırmadı, en azından ben hatırlamıyorum.

Beni hep korudu kolladı ama hiç tepemde sürekli “koşma, düşme, üşüme, terleme…” sözleriyle beni boğmadı, çocuk olmama fırsat verdi.

Özellikle benimle oturup oyun oynadığı azdı ama beni hep günlük hayatına dahil etti, en güzel anılarım onlar aslında; yemekten sonra lavabonun önüne tabure koyup bulaşıkları yıkamama müsade etti, yerlere sular döküldüğünde birşey demedi, elime bez verdi, sildim gitti. Mantı açtığında içine kıymaları ben koydum, kapattım. O temizlik yaparken benim de başıma bandana bağlardı, elime temizlik bezi verirdi, bir ıslak, bir kuru, tozları ben alırdım. Hem kendimi faydalı hissederdim, hem de aitlik duygusu, hem de aslında bunlar onunla geçirdiğim en güzel oyun anlarıydı benim için.

Çok basit şeylerle beni oyalamanın yollarını bulurdu; büyük bir leğene koyardı suyu, bebeklerimi yıkardım, kendim içine girip oynardım, en sevdiğim oyunlardan biri olmuştu.

Oyun oynarken salonun tüm düzenini bozmama müsade ederdi, birkaç bölmeli orta sehpayı boşaltır bebeklerime ev yapardım, koltukların yastıklarını kaldırır canımın istediği gibi düzenlerdim, aslında çok titiz bir kadındı ama bunlara hep müsade etti, ama sonrasında da hep toplattı.

Beslenmeme özen gösterirdi ama peşimden kaşıkla koştuğunu hiç hatırlamam, benim için özel yemek yapıldığını hatırlamam, o gün ne pişiriliyorsa herkes için yemek saatinde sofraya hazırlar koyardı yemeği, hiç baskı yapıp beni bunalttığını hatırlamam, belki yine her zaman herşeyi yemezdim ama evde yediğimden çok daha iyi yerdim çünkü sofrada baskı ve stres yoktu, huzur ve keyif vardı.

Güneşin altında beni tabureye oturtur, papatya suyu ile saçlarımı tarardı, güneşten sararırdı saçlarım, sonra bir güzel örerdi. Geleneğimiz olmuştu.

Böyle küçük küçük hatırladığım o kadar çok sıcacık an var ki.

Şimdi dönüp bakıyorum da kendisi hiç farkında olmadan ve de kendini kasmadan aslında çocuk gelişimi adına ne çok şeyi doğru yapmış.

Benim iyiliğim için belli kuralları ve sınırları takip etmiş ama içinde yine sevgi ve saygı hep olmuş.

Ben tüm o kurallara ve sınırlara rağmen koşulsuz sevildiğimi hissetmişim, ona sevgi ve saygıyla bağlanmışım, insan olarak da pekçok önemli değer ve prensibi benimseyerek büyümüşüm, yetişkinlik hayatıma taşımışım.

İşte ben ciciannemi bu duygularla hatırlıyorum ve hatırlayacağım.

Elbette hiçbirimiz gibi o da mükemmel değildi, mutlaka eksikleri hataları vardı ama görüyorum ki zaten benim de ihtiyacım olan şey onun mükemmelliği değilmiş beni kendine göre belli sınırlar ve prensiplerle yetiştirirken bir yandan da bana bu duyguları hissettirebilmesiymiş, belki herşeyi değil ama en önemli şeyleri çoğu zaman doğru yapmış ve de bu yetmiş.

Bu da bir anne olarak benim için müthiş bir ders.

Kendi çocuklarım için de en büyük arzum onların da beni bu duygularla hatırlamaları. Ebeveyn olarak yegane hedefim bu.

Şu anda kendimi çoğu zaman doğru yolda hissediyorum, ama elbette bunun takdiri sonuçta kızlarımda olacak, o da benim kontrolüm dışında.

Tek yapabileceğim şu an kendi kontrolümde olan şeylere odaklanmak, onlar da yine kendi davranışlarım.

  • Siz çocuklarınızın sizi hangi duygularla hatırlamasını istiyorsunuz?
  • Bunun olması için ebeveynlik tarzınızla ilgili hangi konularda daha farklı davranmayı istersiniz?

Düşünmeye değer.

Sevgilerimle

Ahu

Close