Çocukla Çocuk Ne Zaman Olmak? Ne Zaman Olmamak? İşte Bütün Mesele Bu

Çocukla Çocuk Olmak” ebeveynlikte o kadar kilit bir cümle ki…tüm ilişkimizin kalitesini ve uyumunu belirleyebilecek kadar önemli bir cümle. Ebeveynlikte hem pozitif kullanımı, hem de negatif kullanımı mümkün.

Pozitif “Çocukla çocuk olmak”

Çocuğumuzla oynamak, şakalaşmak, yerlerde sürünmek, kudurmak, koşturmak, zıplamak, gözlerine bakmak, göbeğiniz çatlayana kadar gülmek, neşe, eğlence, dans etmek, birbirini gıdıklamak, yani resmen onların yaşına, boyuna, seviyesine fiziksel ve duygusal olarak gelerek onlarla kalpten kalbe bağlantı kurmak. Bir nevi anı yaşamak aslında. Uzmanlar buna “Child Ego State, yani Çocuk Ego Hali” diyorlar çünkü çocuklar zamanlarının büyük kısmını çocuk ego halinde geçiriyorlar veya geçirmek istiyorlar. Aslında bu hal sadece çocuklar için değil, biz yetişkinlerin de en mutlu ve keyifli olduğu anlar yine bu haldeyken. Ancak büyüdükçe maalesef biz yetişkinlerin en az zaman geçirdiğimiz halimiz bu oluyor.

Gel gelelim 2 ego hali daha var biz yetişkinleri ve hatta çocukları ilgilendiren:

- Ebeveyn Ego Hali (Parent Ego State): Çocuklarımızdan ve başkalarından sorumlu olduğumuz durumunlarda iletişimimizi en çok etkileyen halimiz bu. Genelde taleplerde bulunduğumuz, hatırlatmalar yaptığımız ve eleştiren halimiz. “Odanı topla, yemeğini ye, ödevini yaptın mı, kardeşine vurma, geç kalıyorsun” gibi sözler sık çıkar ağzımızdan. Ve evet tahmin ettiğiniz gibi çocuklarımızın en sevmediği ve bizimle inatlaştıkları halimizdir bu. Hele hele de çocuk ego hali ile onlarla pek zaman geçirmeyip çoğu zaman kendimizi kaybedip ebeveyn ego halimizle iletişim kuruyorsak onlarla, kalpten kalbe olan bağımız zayıflıyor ve ebeveyn ego halimize olan tepkileri, uyumsuzlukları artıyor biz farkında olmadan. Yani ne kadar çok onlarla çocuk ego hali ile zaman geçirebilirsek, sonra bizim ebeveyn ego halimize karşı ne kadar hoşlanmasalar da uyumları daha fazla oluyor.

- Yetişkin Ego Hali (Adult Ego State): Bu ego hali duygusal olarak en mantıklı davrandığımız, aklımızın başında olduğu, sakin olduğumuz halimiz. Genelde işte veya diğer yetişkinlerle bu halimizle iletişim kuruyoruz. Çocuklarımız da okulda bu ego haliyle iletişim kuruyorlar. Ancak ilginç bir nokta, okuldaki öğretmenleri de ebeveyn ego halinde yoğun olarak emredici ve otoriter şekilde iletişim kuruyorsa, bu da yine çocuklarda inatlaşmaya ve uyumsuzluğa yol açabiliyor (dersi dinlememek, ödev yapmamak vs). Mesela bilmem dikkatinizi çekiyor mu ama çocuğunuzun okuldan geldikten sonraki ilk 15-30 dakikası genelde hassas, uyumsuz, kolay ağlayan, şikayet eden, inat eden bir tavırla geçiyorsa bilin ki, yorgun olmasının dışında okulda bütün gün kendini kontrol etmeye çalışarak yetişkin ego haliyle davranmak durumunda olduğu için, eve girdiği anda kendini bırakıp tekrar çocuk ego haline geçmeye ihtiyaç duyuyor. Biz de bunu farketmediğimiz için, kapıdan girer girmez ebeveyn ego halimizden iletişim kurmaya başlayınca bu gerginlik daha da artabiliyor. Herşeyi bir kenara bırakıp 5-10 dakika onlarla çocuk ego haliyle iletişim kurup, sonra ebeveyn ego haline geçmek gereksiz gerginlikleri azaltabiliyor.

Negatif “Çocukla çocuk olmak”

Çocuk ego hali de her zaman toz pembe olmuyor maalesef, bizim için de, çocuklar için de. Sinirlerimize hakim olamadığımız, alınganlıklar yaptığımız, inatlaşmalara girdiğimiz, kırıcı sözler söylediğimiz, bağırdığımız, krizlere girdiğimiz anlarımız da çocuk ego halimiz.

Çocuklar çocuk olduğu ve henüz duygularını kontrol eden ön korteksleri, biz yetişkinler gibi gelişimini tamamlamadığı için, isteklerinin olmadığı anlarda yoğun tepkiler verebiliyorlar (gerçi biz yetişkinler de bazen çok farklı değiliz). Bu konuda kendilerini de çoğu zaman bizi model alarak geliştiriyorlar.

Dolayısıyla böyle anlarda biz ebeveynlerin onlar gibi çocuk ego halinden iletişim kurmak yerine, yetişkin ego halinden iletişim kurmaya çalışmak gibi bir sorumluluğumuz var, çünkü çocukla çocuk olmanın ilişkimize zarar verebileceği yegane anlar bu anlar.

Şöyle düşünün; bir mahkeme salonunda olsanız ve ne kadar haksızlık yaptığına inansanız da hakime küfreder misiniz? Hayır, yetişkin ego halinizi kullanıp sakin kalmak için kendinizi telkin edersiniz, yoksa bilirsiniz ki çocuk ego halinden verdiğiniz tepkiniz sizi hapse gönderebilir. Aynı şey çocuklarımızla çatıştığımız anlar için de geçerli, onlarla çocuk olup inatlaşmak, kırıcı sözler söylemek, bağrışmak yerine yetişkin insanlar olarak, yetişkin ego halimizle hareket etme pratiği yapmak, hem bizim onlara karşı olan sakinliğimizi ve sabrımızı arttıracak, hem de onlara güzel örnek olacaktır.

Ne olur hep hatırlayalım;

Pozitif “çocukla çocuk olma” onlarla olan ilişkimizde ne kadar fazla olursa, zaten çatışma ve uyumsuzluklar o kadar azalıyor. Sıfırlamıyor ama ciddi ciddi azalıyor.

Duymaktan belki bıktığınız ve fobi haline gelen “kaliteli zaman” cümlesini yine kullanmadan edemeyeceğim.

Bu konuda sıkıntınız varsa “Çocuğunuzla Kaliteli Zaman Geçirmek Düşündüğünüzden Çok Daha Kolay” yazım destek verebilir.

Sevgilerimle

Ahu

Close