Çocuğunuzla Kaliteli Zaman Geçirmek Düşündüğünüzden Çok Daha Kolay

Biliyorum “Kaliteli Zaman” kelimeleri birçoğumuz için bir nevi fobi haline gelmiş durumda çünkü o kadar koşturma ve zamansızlık içinde, kaliteli zaman bize uzmanlar tarafından yapılacak işler listesine eklememiz gereken bir aktivite gibi yansıtılıyor.

Dolayısıyla aklımızın bir köşesinde hep, kaliteli zaman çocuğumla kaç saat geçirmektir, hangi aktiviteler kaliteli zamana girer soruları ve yeterince kaliteli zaman geçiremiyoruz düşüncesinin getirdiği suçluluk duygusu eksik olmuyor.

Sizi bilmem ama ben kaliteli zaman geçirmenin çocuğumla uzun saatler eğitici oyunlar oynamanın ötesinde birşey olduğunu fark ettiğim noktada rahatladım ve hem onların benimle geçirdikleri zamandan aldıkları tatmin, hem de benim onlarla geçirdiğim zamandan aldığım tatmin çok büyük ölçüde arttı.

Nasıl mı?

1- Ana daha fazla odaklanarak

Kalite kelimesinin anlamının sadece vücudumun değil “gözlerimin, aklımın ve kalbimin” de onlarla olmasıyla oluştuğunu gördüm.

Benim aklım yarı onlarda, yarı başka şeylerde veya telefonum elimde geçirdiğim 30 dakika yerine, gözüm, aklım ve kalbim tamamiyle onlarda kendimi yüzde yüz verdiğim 5 dakikanın çok daha tatmin edici olduğunu gördüm.

2 – Damlaya damlaya göl oluşturarak

Kaliteli zamanı gözümde erişilmez birşeymiş gibi büyütmek yerine, onu basitleştirmeye ve günümüzün içine küçük küçük daha fazla serpiştirmeye başladım. Ve farkettim ki, o kadar çok kısa kısa fırsat var ki gün içinde kaliteli anlar yaşayacak.

Ve bir bakıyorsun gün sonunda o daha kısa ama dolu dolu yaşanmış o anlar öyle bir birleşip, öyle kayda değer kaliteli zamanlar ve anılar yaratmış ki, herkes daha tatmin, daha mutlu.

Herkes için değişmekle beraber, kaliteli zaman denince işte benim aklıma gelenler (daha onlarca şey eklenebilir):

  • Çocuğumuzla konuşurken onun gözlerinin içine bakmak, hatta bazen konuşmadan uzaktan sıcacık bir “seni çok seviyorum” mesajı gönderen göz teması
  • Sıcacık bir gülümseme
  • Yanağa durduk yere kondurulan bir öpücük
  • Durup dururken sımsıkı sarılmak
  • Sık sık “seni çok seviyorum, senin annen olmak harika bir duygu” demek
  • Onu sözünü kesmeden dinlemek
  • Soru sorduğunda yarım yamalak cevaplarla geçiştirmek yerine onu tatmin edici cevaplar vermek
  • Bol bol takdir cümleleri kullanmak
  • 5-10 dakika işinize mola verip onunla koşturmak, kudurmak, tepinmek, şakalaşmak
  • Sabah 5-10 dakika erken uyanıp, uyandığınızda hemen sabah telaşına kapılmak yerine, sıcacık bir “günaydın” veya “gece seni çok özledim” demek, yatakta beraber 5 dakika keyif yapmak, yatakta kudurmak
  • Sabah giyinirken müzik açıp bir yandan dans etmek
  • Uyku öncesi sırtını kaşımak, saçını okşamak, beraber kitap okumak, bir derdi olup olmadığı sormak, sohbet etmek
  • Her fırsatta sohbet etmek, şakalaşmak, konuşmak, sorular sormak (sofrada, banyo yaptırırken, altını değiştirirken, ayakkabısı bağlarken, üzerini giydirirken, arabada giderken)
  • Günlük ev işlerine dahil etmek, bazı işlerde onlara da yapabilecekleri işler vermek (havuç soymak, salatalık kesmek, çamaşır katlamak, toz almak, arabayı silmek, ayakkabı temizlemek, yatak toplamak, bezelye ayıklamak, sofra kurmak, eşya taşımak, beraber etrafı, odasını ve oyuncaklarını toplamak)
  • Başbaşa bir aktivite için önceden randevulaşmak (sinema, yemek, park, tavla, örgü, yürüyüş…)
  • Bilgisayarda çalışırken 5 dakika mola verip, beraber bilgisayarda komik fotoğraflar çekip eğlenmek
  • Makyajınıza yardım etmesi (allığınızı sürmesi)
  • Kendiniz için iki kıyafet seçeneği belirleyip onun fikrini sormak
  • Küpenizi, saatinizi takması için yardım istemek
  • Yağmurda kapının önünde 5 dakika beraber ıslanmak
  • Okul servisini beklerken 5 dakika yakalamaca veya saklambaç oynamak
  • Ödevini yaparken ona bir bardak su ve meyve götürmek, birşeye ihtiyacı olup olmadığını sormak, omuzunu sıvazlamak
  • Ondan uzaktayken telefon açıp onu özlediğinizi ve sevdiğinizi söylemek
  • Ağlarken onun yanında kalıp ona sarılmak
  • Sinirli, asabi ve ruh hali kötüyken işinizi bırakıp onu dinlemeye zaman ayırmak

Ve aklıma gelmeyen birçok fırsat anı…

Ben bunlara “Kalp Yakınlaştırma Anları” diyorum.

Günlük hayat telaşları, endişeler ve sorumluluklar anneye “çocuğunu aslında neden doğurduğunu” unutturacak kadar kafasını doldurup, stres yaratabiliyor.

Sonuç çocuk mutsuz, anne tatminsiz.

Kalpler uzaklaşmış, çocuk hırçınlaşmış, anne sinirli, sabır düşük.

Annenin çocuğundan, çocuğun da anneden aldığı keyif minimumda.

Halbuki yukarıda listelediğim tarzda gün ve hafta içine bol bol serpiştirilen “Kalp Yakınlaştırma Anları”, hafta boyu üst üste gelip birleşince, yani çaktırmadan damlaya damlaya haftanın sonunda ciddi bir kaliteli zamana denk geliyor.

Çocuğun “sevgi kabı” doluyor, ihtiyacı olan ilgiyi alıyor ve ilgi çekmek için bizi zorlayan davranışlar yapma ihtiyacı azalıyor.

Annenin, özellikle çalışan annelerin, çocuklarıyla geçirdikleri zamandan aldıkları tatmin artıyor ve suçluluk duygusu yerini huzura ve gurura bırakıyor.

Ama en önemlisi “Anne-Çocuk” sevgi ve güven bağı kuvvetleniyor.

Onunlayken gerçekten “onunla” olduğunuzda, onunla değilken “onsuz” olmak çok daha kolay oluyor.

Yani işe gittiğinizde, seyahate gittiğinizde, veya kendinize zaman ayırmak için onu bıraktığınızda (evin başka bir odasında bile olabilir) mutlaka özlem olacaktır ama suçluluk ve tatminsizlik duygusu çok daha az oluyor.

Tüm bunların işe yaraması için tek bir koşul var:

Beraber olduğunuz o kısacık 5 dakika içinde mümkün olduğunca kendinizi ona ve o ana vermek, o anın mümkün olduğunca keyfini çıkarmak.

O andan koptuğunuzu yakaladığınız anda (ki sık sık olacak insanız) içinizden “Geri döndüm veya buradayım” diyerek şu anki zamana kendinizi geri getirmek.

Bu beceri bir kas gibi, sürekli çalıştırdıkça ve pratikle gelişiyor. Yeterki bilinciniz açık olsun, kendinizi mümkün olduğunca yakalamaya çalışıp ana geri getirin.

Telefonunuzun da bu anları sabote etmesine mümkün olduğunca müsade etmeyin.

Çocuğunuz yanınızdaysa veya önemli bir telefon beklemiyorsanız, mesela 30 dakika veya 1 saat sessize alın, bilgisayarı kapatın. Ohhhhh…bakın hayat nasıl güzelleşiyor ve anı yaşamak kolaylaşıyor.

Son önemli bir nokta:

Şuna yürekten inanıyorum.

Çocuğumuzla geçirdiğimiz zamanın kalitesini arttırmanın aslında en önemli koşulu, kendimize de kaliteli zaman ayırmak.

Biraz uzaklaşmak, birbirimizi özlemek, nefes almak, dinlenmek, boşalan pilimizi tekrar doldurmak, bizi tatmin edecek farklı aktiviteler yapmak, kendi ihtiyaçlarımızı da karşılamak çok önemli ki tekrar biraraya geldiğimizde enerjimiz, keyfimiz, sabrımız ve sakinliğimiz yerinde olsun, ana odaklanmak kolaylaşsın, çocuğumuzla geçirdiğimiz anların kalitesi artsın.

İşimizi Kolaylaştırmak Zorumuza mı Gidiyor? yazımda kendimize nasıl daha fazla zaman ayırabileceğimizle ilgili pek çok ipucu var, keyifli okumalar.

Sevgilerimle

Ahu

Close